Kendilik Psikolojisine Giriş – Kohut – 1

İnsanı ve ruh dünyasını açıklama yolunda uzun yıllardan bu yana çaba sarfedilmektedir. Freud bu yolda emek harcayan kişilerin başında gelir. İnsandaki içsel dürtüler ile gerçeklik arasındaki çatışmadan kaynaklı savunma mekanizmalarının ortaya çıktığını ve bu çatışmaların oluşturduğu gerilimlerin psikolojik problemlere yol açtığını ortaya attığı dürtü çatışma kuramını oluşturduktan sonra birçok kişi bu kurama katıldı.

Bu kurama katılanlar gibi katılmayanlar da oldu elbette… Bunlar arasında kızı Anna Freud’u da sayabiliriz. Freud’dan sonra ego psikologları, nesne ilişkisi  kuramları ve diğer bir çok kuram ortaya çıktı. Kohut’un ortaya attığı kendilik psikolojisi kuramı da bunlardan biridir. Kohut; elbette bu kuramların belli başlı insanlar için geçerli olabileceğini söylese de bunun tüm insanlara genellenemeyeceğini söylemiştir.

Aynı şekilde nesne ilişkileri kuramcılarına da selam göndererek, nesne diye bir kavramın olmadığını, bunun yerine kendiliğin bir uzantısı olan ve kendilik nesnesi olarak adlandırdığı bir kavramın varlığından bahsetti. Yani, kişi içselleştirilmiş nesne ilişkilerine sahip değildir. Bunun yerine iç dünyasında kendine özel oluşturduğu kendilik nesneleri vardır. Ona göre kişi, primer (birincil) narsisistik yapı ile doğar ve sekonder narsisistik yapıya doğru bir yolculuk yapar.

Bu süreçte kendilik nesneleriyle kurduğu ilişki sayesinde yolculuğunu ya sağlıklı tamamlar ya da primer narsisistik yapıda takılı kalır. Eğer uygun bir çevre ve uygun kendilik nesnelerine sahipse, iç dünyasında doğuştan getirdiği potansiyelini hayata koyabilir ve olgun yani sekonder (ikincil) narsisistik yapı geliştirebilir. Kohut’a göre patoloji ise, bu süreçte kendilik nesneleriyle kurulan bağlantıdaki sorunlar ve primer narsisistik yapıdan sekonder narsisistik yapıya geçememektir. Sekonder narsisistik yapı, kendi potansiyellerini hayata geçirebilen, iradesini kullanabilen, hayattan olduğu haliyle zevk alabilen, hayatın getirdiği acıyı ve sıkıntıları kabul edip bunlara tahammül edebilen olgun yapılardır diyebiliriz. 

Bebek Büyürken Kendilik Nesnesinin Önemi

Anne-bebek ilişkisinde bebeğin fiziksel ve psikolojik ihtiyaçları olacaktır. Bazen karnı acıkacak, bazen tuvaletini yapacak, bazen uykusu gelecektir. Bebeğin, doğduğu ve henüz kendiliğinin gelişmediği dönemlerde bir kendilik nesnesine, yani anneye ihtiyaç duyacaktır. Karnını doyurması, gazını çıkarması, uykusu geldiğinde uyutması gereken bir anneye…

Bazen de çocuğun duygusal ihtiyaçları olacaktır; sevmek, sevilmek, görülmek ve fark edilmek vb… Eğer anne bu dönemlerde bebeğini görüp, fark edip onunla sağlıklı bir bağ kurabiliyorsa ve bebeğin fiziksel ihtiyaçları da karşılanıyorsa, anne sağlıklı bir kendilik nesnesi işlevi görebilir. Ama anne kendi sorunlarıyla boğuşan, depresyonda, sıkıntılı bir anne olursa çocuğunu göremez. Bu durumda patolojik bir yapı gelişir. Bu tarz ilişkilerin yüzlerce, binlerce kez tekrar ettiğini bir düşünün.

Annenin çocuğunun ihtiyaçlarını karşıladığı durumda çocuğun iç dünyasında primer narsisistik yapıdan sekonder narsisistik yapıya sağlıklı bir geçiş; ikinci durumda ise primer narsisistik yapıda takılı kalma olacaktır. Bu kişi nasıl ki bebekliğinde annenin dikkatini çekemeyen, ilgi odağı olamayan, ihtiyaçları karşılanmayan biriyse, yetişkinlik hayatında da muhtemelen böyle olacaktır. Kendisine sürekli bir anne arayacak, bağımlı olacak ve toplumda ilgi çekmek için farklı davranış kalıpları geliştirecektir. 

Çocuk yetiştirirken dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var; ayna nöronları. Ayna nöronları karşımızdaki insanla eş duyum yapabilmemizi, onu anlamamızı, empati kurmamızı sağlayan nöron grubudur. Eğer annenin kendi annesi bu yetiyi geliştirememişse, annenin de bu yetiyi geliştirmesi ve çocuğunun ihtiyaçlarını karşılaması kolay değildir. Çünkü bu nöronlar bebeklikten itibaren anne ile kurulan ilişki sayesinde gelişir.

Ayna nöronları gelişmemiş bir anne isterse psikoloji profesörü olsun çocuğunu sağlıklı yetiştirme noktasında başarılı olamaz. Ama sizin anneniz lise okumamış bir ev hanımı olabilir. Kendi annesiyle kurduğu sağlıklı ilişki sayesinde sizi çok sağlıklı yetiştirebilir. Ayna nöronları gelişmemiş bir anne çocuğun ihtiyaçlarını doğru anlayamayacak, dolayısıyla da karşılayamayacaktır.

Gazı olduğu için sürekli ağlayan bir bebek düşünün… Anne bebeğine bakıyor ve endişeleniyor. Diyor ki bu çocuğun uykusu var. Ama uyutmaya çalışırken bebek daha fazla ağlıyor… Sonra diyor ki bu çocuğun karnı aç emzireyim. Emzirmeye çalışıyor bebek kabul etmiyor. Bebeğin ihtiyaçlarının doğru algılanmayıp karşılanmaması sonucunda bebek primer narsisizmden sekonder narsisizme geçişte sorun yaşar.

 

Hangi Anne Tutumları Sorun Yaratır ?

Annelerin sağlıklı bir kendilik nesnesi işlevi görmesinin önünde kendi geçmişleriyle ilgili problemler yatar. Sonuçta annelerin kendileri de bu yetiyi annelerinden kopyalamaktadır. Kendi annelerinin sağlıklı bir kendilik nesnesi olmaması dolayısıyla kendileri de primer narsisistik yapıda kalmış olabilirler. Burada kendilik nesnesi işlevinde sorun oluşturacak bazı problemli anne modellerini inceleyeceğiz.

1. Kendi Zihnindeki Çocuğu Büyüten Anneler

Annenin çocuğun iç dünyasını algılayamaması ve kendi zihnindeki çocuğun ihtiyaçlarını çocuğa dayatma sonucu çocuğun içindeki primer narsisistik coşku yavaş yavaş sönmeye başlar. Çünkü; anne çocuğun ihtiyaçlarını doğru algılayamaz ve kendi zihnindeki çocuğun ihtiyaçlarını karşılar. Böyle bir yapıda bir süre sonra çocuk kendi benliğinden, kendi gerçek kendiliğinden vazgeçerek karşıdaki insana uyum sağlayan bir yapıya doğru yol alır. Bu çocuk büyüdüğünde sürekli kendisinin ne olduğuyla ilgilenecek ve doğru cevap bulamayacaktır. Sürekli  diğer insanların gözünden nasıl göründüğüne kafa yoracak ve kendi olamayacaktır. 

2. Ruh Durumu Dalgalı Anneler

Diyelim ki bebeğin borderline bir annesi var. Anne coşkulu ve iyi kendilikteyken coşkusunu paylaşacak, öfkeli ve depresif olduğunda ise öfkesini paylaşacak bir nesne arayacaktır. Bu nesne de en yakınında bulunan bebeği olacaktır. Diyelim ki kocası kendisine övgü ve sevgi sözcükleri söyledi. “Aşkım seni çok seviyorum sensiz yapamam” dedi, kadın iyi hissedip çocuğuna sevgi pıtırcığı gibi davranacaktır. Aynı gün içerisinde aradan belli bir süre geçti ve telefonda arkadaşıyla tartıştı. Bu sefer de az önce sevgi dolu yaklaştığı çocuğuna “ Yine etrafı berbat etmişsin topla hemen buraları ! ” diyebilir. Bu ve buna benzer etkileşimler çocuğun zihninde ciddi bölünme yaratır.

Verdiğimiz örnekte anne aslında çocuğu görmüyor. Çocuğun içsel gerçekliğini ve ihtiyacını okuyamıyor. Yani kendilik nesnesi işlevini taşımıyor. Aksine çocuğu kendilik nesnesi olarak kullanıyor. Bir diğer problem de çocuğun o anki duygusuna uygun tepkiler verilmemesidir. Mesela bazen anneler çocuğunu çok sevdiğini söyleyip çocuğunu sarıp sarmalar, mucuk mucuk öper ama çocuğun o anda sarıp sarmalanmaya ihtiyacı yoktur. O an sadece kendi halinde oyun oynamak istiyordur. Bu durumda da anne çocuğun ihtiyaçlarını görmeyip kendi ihtiyacına göre davranır çocuğa. Çocuğun ihtiyaçlarını değil de kendi ihtiyaçlarını önemseyen anne çocuğun zihninde bölünmeler yaratır. Bunlar da yetişkin hayatındaki duygusal dengesizlikler olarak kendini gösterir.

3. Depresif Anneler

Bir diğer sorunlu anne modeli depresyondaki annedir. Çocuk için hayatın en önemli dönemlerde, doğumdan sonra annenin depresyonda olduğunu bir düşünün. Çocuk anneden hiçbir duygusal dönüt alamıyor. Normalde annenin gözündeki duyguyla kendisini var edebilir çocuk. Ama depresif bir anne sadece fiziksel olarak orada bulunur. Anne o anda intihar etmeyi düşünüyordur. Öleyim mi ölmeyeyim mi diye düşünüyordur… Bu çocuk için inanılmaz bir travmadır ve çocuk ruhsal olarak yok olur. Otistik bir evre yaratır bu. Bu çocuk hayatı boyunca içinde oluşan o boşluğu doldurmak için çabalayıp duracaktır.

Annenin depresif olması çocuğun iç dünyasında ciddi boşluk oluşturur. Kendilik Psikolojisi

O boşluğu bir kara deliğe benzetebiliriz. Etrafındaki tüm duyguları yutan, kişinin kendiliğini de yutan bir kara delik… Bu kişi hayatı boyunca canlı hissetmek için çeşitli eylemlerde bulunacaktır. Ya yoğun cinsellik arayışına girecek, ya da adrenalin sporları yapacaktır. Yoğun ağlama,  sürekli hareket halinde olma, sürekli mastürbasyon, sürekli seks, uyuşturucu madde kullanma, yemek yeme, alkol alma, kavga çıkarma ve sürekli vücuduyla ilgilenip hastalık çıkarma vb. semptomlar da gösterebilir bu kişiler.

Bu yazımda kendilik psikolojisine giriş olarak kendilik nesnesi işlevi gören anneyi ve problemli anne davranışlarını ele aldım. Elbette kendilik işlevini sağlıklı bir şekilde yerine getirmeyen ve çocuğun primer narsisistik yapıdan sekonder narsisistik yapıya geçmesine engel olan başka anne davranışları da vardır. Onları da ilerleyen yazılarımızda ele alacağım.

Bir sonraki yazımda Kohut’un Kendilik Psikolojisi kuramının çok önemli iki parçası olan Birincil ve İkincil Aynalanma kavramlarına değinmeye çalışacağım. Sorularınız olursa benimle her zaman iletişime geçebilirsiniz. Sağlıcakla kalmanız dileğiyle…

Mehmet KAYA

Klinik Psikolog & Psikoterapist & Cinsel Terapist

Yorum yapın